
"Bir Bilgisayar programının Psikanalizi"
Eğer psikoloji ile ilgileniyorsanız, bu romanı eğlenceli bulabilirsiniz. Eğer Yapay Zeka ile ilgileniyorsanız, kesinlikle okumanızı öneriyorum. Geliştirilen bir Yapay Zeka uygulaması, BİLGE, insanlarla mükemmel iletişim kurabilmekte ve insanlara çok benzeyen düşünce formları üretebilmektedir. Fakat bir süre sonra "kaprise benzer" bazı sorunlar ortaya çıkmaya başlar ve uygulama durdurulup bakıma alınır. Yazılım teknikleri ile sorun çözülemeyince, yetenekli bir psikanalist'ten yardım istenir.
Önce, psikanalistin yazılım hakkında bilgilendirilmesi gerekmektedir. İşte bu aşamada, BİLGE'nin yazılım mimarisi ile insan zihninin algılama, değerlendirme, kayıt ve hatırlama yeteneklerinin harmanlandığı diyaloglar gelişir. Bu diyaloglar, bir yandan Yapay Zeka için bir mimari model ortaya koyuyor. Diğer yandan da, insan zihninin çalışmasına algoritmik yaklaşımın bize sağlayacağı avantajlara dikkati çekiyor.
Roman, hemen hepsi de bir şekilde yurt dışında yaşamış karakterlerin, BİLGE etrafında bir araya gelmesi ve BİLGE'nin amaçtan sapan davranışlarına çözüm bulmaya çalışması etrafında gelişen bir kurguya dayanıyor.
Baş karakterler; Cisco'dan transfer doktoralı bir bilgisayar mühendisi olan Seyfettin, İngiltere'den sertifikalı yetenekli bir psikanalist ve felsefe doktoru olan Hamdi, içine düştüğü boşlukta kendisini dünyayı gezmeye veren eski devrimci Hüsnü bey ve gizemli bir kadın olarak kurguya dahil olan Arzu'dur. Hamdi karakteri, gerçek yaşamdan alınmış olağanüstü bir öykünün kahramanıdır.
Karakterlerin diyaloglarında 12 Eylül dönemine dair politika, aşk, Tanrı ve gündelik hayatta sıkça karşılaştığımız çok çeşitli algılama, anlamlandırma, yargılama sorunlarının analizleri de yer almaktadır. Fakat temel amaç, bir yapay zeka örneklemesi aracılığı ile, insan zihninin çalışma ilkelerini anlatmaya çalışmaktır.
Taslağı okuyarak görüş ve eleştirilerini paylaşan dostlarıma teşekkür ediyorum.
Nadir Bencan
İNDİR Bilge.pdf
Yunus Emre şiirlerini Türkçe yazmış olsa da, 700 yıl öncesinin Türkçesi ile bugünün Türkçesi arasında farklılıklar olduğu bir gerçektir. Bu yüzden Yunus'un çoğu şiiri bugün okuyucu tarafından tam olarak anlaşılamamaktadır.
Yunus'un hem şiir gücünü, hem tasavvuf derinliğini anlamak için onu bugünün Türkçesine çevirmek önemli geldi bana. Ama bunu yaparken, hem anlama sadık kalmak, hem de edebi yönden Yunus'un değerini düşürmemek açısından ne kadar başarılı oldum bilemem.
Bu çalışmada,Abdulbaki Gölpınarlı'nın Yunus Emre adlı derleme eserindeki şiirler esas alınmıştır(Altın Kitaplar yayınevi-1971). Türkçeleştirmeye çalıştığım şiirlerin başındaki Latince numaralar, Gölpınarlı'nın eserindeki şiir numaralarıdır.
Seçtiğim şiirlerde anlama, ölçüye ve kafiyeye uymaya çalışarak değiştirdiğim kelimeleri italik olarak yazdım. Anlam, ölçü ve kafiye yönünden değiştiremediğim kelimeleri de kalın harflerle göstererek, karşılarına en yakın anlamlarını yazmaya çalıştım. Ayrıca (*) işareti ile de bazı yerlere kısa açıklamalar ekledim. İlgilenen okuyucular Gölpınarlı'nın eserinden aynı numaralı orijinal şiiri bularak gerçek Yunus'a ulaşabilirler.
Hatalar için okuyucunun hoşgörüsüne sığınıyorum. Hataları bildirirseniz minnettarlıkla düzeltmeye çalışacağım.
Nadir BENCAN
İNDİR Yunus.Pdf
Mevlana'nın eserleri Farsça yazıldığı için, Türkçeye genellikle düzyazı olarak çevrilir. Anlama sadık kalarak çevirmek için zorunludur bu. Bazı anlam kaymaları riskini göze alarak, rubailerden küçük bir kısmını dörtlükler haline getirmeye çalıştım. Edebi değerleri olmasa da, hoşa gideceğini sanıyorum.
Kaynak eserde Rubailer nesir olarak Türkçeye çevrilmiştir. Bu çalışmada önce rubai numaraları ve nesir çeviri verilerek, altında benim tarafımdan yazılan dörtlükler eklenmiştir.
Kaynak: RUBAİLER- (Hz.Mevlana'nın Rubaileri. Şefik Can. T.C.Kültür Bakanlığı Yayınları /2752 )
Nadir Bencan
İNDİR Mevlana.pdf
Yaşamış ve yaşayan tüm şairlerimizin hoşgörüsüne sığınarak hazırladım bu kitabı. Çok iyi biliyorum ki, kafiye şiirde her zaman ikinci planda gelir. Üstelik en güzel kafiye de, o anda kalemin ucuna damlayan kafiyedir. Bu kitaptan yararlanırken unutulmamalıdır ki, şiiri şiir yapan en önemli unsur, taşıdığı duygudur. Şairden okuyana, okuyandan dinleyene özlü ve çok güçlü bir şekilde aktarır duyguları şiir. Kafiye, şiirde duygusal yükten daha az önemlidir ama, duygu aktarımı işine bir estetik, bir güzellik katar. Ayrıca, sihirli bir şekilde şiirin kolay akılda kalmasına ve kolay hatırlanmasına neden olur. Kafiyesiz şiir olur ama, kafiyeli şiir daha güzel, daha lezzetli olur. Son olarak da ölçü, şiire müzik katar. Birbirini tekrar eden tek mısralık veya blok kalıplar, bir ritm oluştururlar şiirin içinde. İşte bu üç unsuru da taşıyan, hele ustasının elinden taşıyan şiir, mest eder insanı.
Kafiyede okunuş esas olduğundan, kesme işareti ile ayrılması gereken ekler genellikle bitişik yazıldı. Yalnızca "ege'ye" gibi bazı özel isim eklerinde veya anlam karışıklığı doğurabileceği düşünülen durumlarda ayrıldı.
Özel isimlere yer verilmedi. Ancak çok sık kullanılan bazı özel isimler eklendi. Önemli ülke - şehir isimleri ve coğrafi isimler gibi. Sayılar ve yer-ülke isimleri ve ekleri, çağrışım yapabilmesi amacı ile birkaç adet ile sınırlı tutuldu.
Türkçedeki bütün kelimeleri bütün ekleri ile ele alırsak, yüzbinlerce sözcüğe ulaşırız. Böyle yapsaydık, pratikte kullanılması çok zor bir yapıt ortaya çıkardı. Bu yüzden, edebiyatımızda ve günlük hayatta en çok kullanılan kelimeleri derlemekle yetindim. Elinizdeki kitap, böyle 80.000 kelimeyi ihtiva etmektedir.
Kitabın, şiire hevesli herkesin, ayrıca şarkı sözü yazmak isteyen amatör müzik gruplarının, reklamcıların, slogan arayan taraftarların, ilginç mesaj yaratmak isteyen SMS tutkunlarının, her yaştan gençlerin yararlanacağı bir eser olmasını umuyorum.
Nadir Bencan
Kasım 2006
İNDİR Kafiye.pdf
DÜŞÜNEN HAYVAN
"Bir canlılar psikolojisi Denemesi"
Bu kitapta, şu üç sorunun cevabı aranmaktadır:
1- İnsanlar ve hayvanlar NASIL düşünürler?
2- Hayvanlar NEDEN bizim gibi düşünemezler?
3- İnsan düşünmesinin yapısal sınırları nelerdir?
Bu sorulara cevaplar aranırken, bazı tezler öne sürülmüştür. Bu tezlerin önemli bazılarını şöyle sıralayabilirim:
1- Formel Mantık, tümevarım(genelleme) ve tümdengelim sinir sisteminin şartlı refleks oluşturma yeteneğinin bir ifadesinden başka bir şey değildir. İnsan türü, formel mantığı diğer hayvan türleri ile paylaşır.
2- Kısa süreli hafıza kapasitesi düşünmenin de kapasitesini belirler
3- Mekan ve zaman algıları, nöron'un ileti özelliklerinin beyinde algılanmasından ibarettirler
4- Neden-sonuç ilişkisi, genelleme gibi, sinirsel bir yatkınlıktır
5- Zihinde veri akışı "fikir paketleri" ile sağlanır
6- İnsan türüne özgü bir "doğal mantık" vardır.
7- Çevreyi "zaman", "mekan" ve "nedensellik bağları" ile değerlendirmek zorunda oluşu, insan "düşünme"sinin yapısal sınırlarını oluşturmaktadır.
Bugünkü doğa anlayışı, hayvan türlerine insan merkezli bakıştan kaynaklanmaktadır. Hatta pek çok çevrede bu bakış bir "insan şovenizmi" halini almıştır. Elimizde biriken bulguların nesnel bir değerlendirmesi, insan türü ile ilgili "en akıllı tür", "düşünebilen hayvan", "şuurlu hayvan", "en gelişmiş tür" gibi yargılarımızı hemen sarsar. Çevreye uyum, çevreden yararlanma, bilgi edinme ve bilgiden yararlanma konularında türler arasında nesnel bir karşılaştırma Dünyayı daha doğru anlamamızı sağlayacaktır. Modern çağın düşünsel modası "çevreciliğin" daha sağlam bir temele oturması için de bu zorunludur. Bu yaklaşımı da bir "tez" olarak tanımlayabiliriz belki.
Nadir Bencan
Satın Al
Şairin Romanı
Murathan Mungan'ın muhteşem romanı "Şairin Romanı", hayatımda bir hafta sonra yeniden okuduğum tek roman. Buraya bazı kısa pasajları alıp paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz ve romanı alıp okursunuz. Tıklayın...







İlhamlar.org